Up Next
You can skip ad in
SKIP AD >
Advertisement
EMBED LINK
COPY
DIRECT LINK
PRIVATE CONTENT
OK
Enter password to view
Please enter valid password!
 / 
  • Speed
  • Subtitles
  • Quality
  • Audio
Speed
  • 2x
  • 1.5x
  • Normal
  • 0.5x
  • 0.25x
Subtitles
    Quality
      Audio
        0:00

         

        Hey onbeşli onbeşli…

        Bu türküyü hatırladınız mı?

        ‘Onbeşli’ türküsünün hazin hikâyesini biliyor musunuz?

        İşte size Onbeşli türküsünün hikayesi…

        Çanakkale Cephesi, sanki bir ölüm değirmeni gibiydi; tükettiği insanlar haddi hesabı aşmasına ve İngiliz generali Aspinall-Oglander’in

        “Gelibolu’daki kanlı muharebeler, Türk ordusunun çiçeğini bitirmiştir,” tespitinde ifadesini bulan -gerçekten de İngilizler şehit olan gençlerimizi, “çiçeğin tomurcuğu” ve “vakti gelmeden solan gül goncası”na benzetiyorlardı- koskoca bir eğitimli genç nesli yutmasına rağmen bir türlü doymak bilmiyordu.

        O kadar ki cephede meydana gelen boşlukları doldurmak için, diğer cephelerden asker getirilemediğinden, en yakın çevreden başlayarak, 15 yaşın üstündeki eli silah tutan bütün gençlerin dahi, gönüllü olup olmadığına bakılmaksızın, Çanakkale’ye sevk edilmeleri alışılmış normal bir hadise haline gelmişti.

        Çanakkale Savaşı sırasında, İtilaf Devletlerinin Nisan 1915’ten itibaren kara çıkartmasına başlamalarıyla birlikte cephede takviye kuvvetlere ihtiyaç hâsıl olunca Sultan V. Mehmed Reşad 14 Mayıs 1331’de (27 Mayıs 1915) bir irade (emir) yayınlayarak, aşağıda sözünü ettiğimiz Askeri Mükellefiyet Kanunu’nda değişiklik yapmak ve lise talebelerini de cepheye çağırmak zorunda kalmıştı.
        Sultan V. Mehmed Reşad’ın iradesinden sonra Harbiye Nezareti de bir tebliğ yayınlayarak, 1314 (1896) doğumluların (yani 19 yaşındakilerin) henüz askerlik hizmetine çağrılmamışları ile 1315 (1897) doğumluların, bedenleri gelişmiş, harbe elverişli ve silah kullanmaya kabiliyetli olanlarından müsait bulunanların da kıtalara teslim olmalarını istemişti.
        Padişahın ve Harbiye Nezaretinin bu çağrısı üzerine, tahsilleri ve hayatlarının henüz başındaki bu yeni yetme gençleri, vatanın kendilerinden beklediği yüce vazifeyi hakkıyla ifa etmek azim ve inancıyla silâhaltına koşacaklardı.
        Ekseriyeti 15 ila 19 yaşında olan bu genç bahadırların cepheye katılımları anısına Anadolu’da yakılan meşhur “Hey Onbeşli Onbeşli” adlı türküde de söz konusu durum çok acı ve dramatik bir dille anlatılmıştır. Burada sözü edilen “15’liler” 1315 doğumlulardır.
        Yani 1 Haziran 1897 ile 22 Mayıs 1898 arasında doğan ve tam 18 yaşını doldurmuş olan gençlerdi. Türküde, bu 1315’li gençlerden şöyle bahsediliyordu:
        Hey onbeşli onbeşli

        Tokat yolları taşlı

        Onbeşliler gidiyor

        Kızların gözü yaşlı

        Aslan yârim kız senin adın Hediye

        Ben dolandım sen de dolan gel beriye

        Fistan aldım endazesi onyediye

        Gidiyom gidemiyom

        Az doldur içemiyom

        Sevdiğim pek gönüllü

        Koyup da gidemiyom.

        Şimdi günümüze dönelim,

        15’lik yiğitler yok mu artık?

        Elbette var!

        İsimleri, Halil, Ahmet, Mehmet değil belki ama zaten ismin ne önemi varki?

        Önemli olan yürek, cesaret, vatan ve millet değil mi?

        TRABZONLU EREN

         

        15 Yaşında vatan için cepheye koşan ataları gibi oda 15 yaşında vatan uğruna şehadet mertebesine ulaştı. Maçka’da güvenlik görevlilerine yardım etmeye çalışırken şehit olan 15 yaşındaki Eren Bülbül. Türkiye, 15 yaşındaki Trabzonlu kahraman şehidine ağlıyor.

         

        Eren gibi niceleri aramızda, evlerimizde biliyoruz. Tarih boyunca böyle cesur evlatlar bitmedi, bitmeyecek!

         

        Ruhun Şad olsun Eren…

         

        Tüm şehitlerimize saygı ve minnetle…