Mediha Öğretmen ve Mustafa

349

Okulun ilk gününde 5. sınıfın önünde dururken, Mediha Öğretmen çoğu öğretmen gibi, öğrencilerine baktı ve hepsini aynı derecede sevdiğini söyledi.

Ancak bu imkansızdı…

Ön sırada oturduğu yerde bir yana kaykılmış Mustafa adında bir erkek çocuk vardı.

Mediha Öğretmen bir yıl önce Mustafayı izlemiş ve diğer çocuklarla iyi oynamadığını, elbiselerinin kirli olduğunu ve sürekli olarak kirli dolaştığını gözlemişti.

İlave olarak Mustafa devamlı olarak derslere ilgisizdi.

Bu öyle bir noktaya geldi ki, Mediha Öğretmen onun kâğıtlarını büyük bir kırmızı kalemle işaretlemekten, kalın çarpılar atmaktan ve sınav kâğıtlarının üzerine 1 (zayıf) yazmaktan yorulmuştu.

Mediha Öğretmen’in okulunda, her çocuğun geçmiş kayıtlarını incelemesi gerekiyordu ve Mustafa’nın kayıtlarını en sona bıraktı.

Ancak, onun hayatını gözden geçirdiğinde, bir sürpriz ile karşılaştı.

Mustafa’nın birinci sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:

“Mustafa gülmeye hazır parlak bir çocuk.

Ödevlerini derli toplu ve temiz yapıyor ve çok terbiyeli.

Onun etrafta olması çok eğlenceli?”

İkinci sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:

“Mustafa mükemmel bir öğrenci, sınıf arkadaşları tarafından çok seviliyor, ama annesinin ölümcül bir hastalığı olduğu için sıkıntı içinde ve evde ki yaşamı mücadele içinde geçiyor?”

Üçüncü sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:

“Mustafa’nın annesinin ölümü onun için çok zor oldu.

Mustafa elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor, ama babası ona ilgi göstermiyor ve eğer bazı adımlar atılmazsa evde ki yaşamı yakında onu etkileyecek.”

 

Mustafa’nın dördüncü sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:

“Mustafa içine kapanık ve okulda derslere çok fazla ilgi göstermiyor. Çok
fazla arkadaşı yok ve bazen sınıfta uyuyor.”

Bunları okuyunca, Mediha öğretmen problemi kavradı ve kendinden utandı.

Öğrencileri ona güzel kurdelelerle ve parlak kâğıtlara sarılmış hediyeleri
getirdiğinde bile çok kötü hissediyordu.

Mustafa’nın hediyesini alıncaya kadar bu böyle devam etti.

Mustafa’nın hediyesi bir marketten aldığı kalın, kahverengi ambalaj kâğıdı ile beceriksizce sarılmıştı.

Mediha Öğretmen onu diğer hediyelerin ortasında açmaktan acı duydu.

Ve pakette taşlarından bazıları düşmüş yapma elmas taşlı bir bilezik ve çeyreği dolu olan bir parfüm şişesini çıkarınca çocuklardan bazıları gülmeye başladı.

Ama o bileziğin ne kadar güzel olduğunu haykırdığında çocukların gülmesi kesildi.

Bileziği taktı ve parfümü bileklerine sürdü.

 

Mustafa, o gün okuldan sonra öğretmeninin yanına yaklaşarak;

“Öğretmenim bugün aynı annem gibi kokuyordunuz.”

Çocuklar gittikten sonra, Mediha Öğretmen en az bir saat ağladı.

O günden sonra, okuma, yazma ve aritmetik öğretmeyi bir süre bıraktı.

Bunun yerine, çocukları eğitmeye başladı.

Ayrıca  Mustafa’ya özel ilgi gösteriyordu.

Onunla çalışırken, zihni canlanmaya başlıyor görünüyordu.

Onu daha fazla teşvik ettikçe, daha hızlı karşılık veriyordu.

Yılın sonuna kadar Mustafa sınıftaki en zeki çocuklardan biri oldu ve tüm çocukları aynı derecede sevdiğini söylemesine rağmen, Mustafa onun gözdelerinden biri haline geldi.

Bir sene sonra, Mediha Öğretmen kapısının altında Mustafa’dan bir not buldu,
ona  tüm yaşamında sahip olduğu en iyi öğretmen olduğunu söylüyordu.

Altı yıl sonra Mustafa’dan bir not daha aldı.

Liseyi bitirdiğini, sınıfında üçüncü olduğunu ve onun hala hayatındaki en iyi öğretmen olduğunu yazmıştı.

Bundan dört yıl sonra, bazı zamanlar zor geçmesine rağmen okulda kaldığını,
sebatla çalışmaya devam ettiğini ve yakında üniversiteden en yüksek derece ile
mezun olacağını yazan başka bir mektup aldı.

Yine Mediha Öğretmen’in tüm yaşamındaki en iyi ve en favori öğretmen olduğunu yazmıştı.

Sonra dört yıl daha geçti ve başka bir mektup geldi.

Bu kez fakülte diplomasını aldıktan sonra, biraz daha ilerlemeye karar verdiğini açıklıyordu.

Mektupta onun hala karşılaştığı en iyi ve en sevdiği öğretmen olduğunu yazmıştı.

Ama şimdi ismi biraz daha uzundu.

Mektup söyle imzalanmıştı,

Prof. Dr. Mustafa Yılmaz ( Tıp Doktoru)

Öykü burada bitmiyor.
Mektubunda, Mustafa bir kızla tanıştığını ve onunla evleneceğini söylüyordu.

Babasının birkaç hafta önce vefat ettiğini açıklıyordu ve evlenme töreninde Mediha Öğretmen’in damadın annesine ayrılan yere oturup oturamayacağını soruyordu.

Şüphesiz Mediha Öğretmen bunu kabul etti.

Ve tahmin edin ne oldu?

Mustafa’nın ona hediye etmiş olduğu taşları düşmüş olan o bileziği takti.

Dahası, Mustafa’nın annesinin süründüğü parfümden sürdü.

Birbirlerini kucakladılar ve Dr. Mustafa, Mediha Öğretmen’in kulağına şöyle fısıldadı,

“Bana inandığınız için teşekkür ederim, öğretmenim.

Bana önemli olduğumu hissettirdiğiniz ve bir fark meydana getirebileceğimi gösterdiğiniz için çok teşekkür ederim”

Mediha Öğretmen, gözlerinde yaşlarla fısıldadı ve şöyle dedi,

“Mustafa, yanlış yöntemlere  sahiptim.

Bir fark meydana getirebileceğimi bana öğreten sensin.

Seninle tanışıncaya dek, nasıl öğreteceğimi bilmiyordum”

Ne mutlu birilerini hayata bağlayan, onların hayatına umut, sevgi katan insanlara…

Diğer paylaşımlarımızdan haberdar olmak için facebook sayfamızı beğenmeyi unutmayın…

Sosyal Dünya

Facebook Yorumları