Hırslandırdığımız çocuklar…


Bilmem farkında mısınız,

Çabuk öğrensin diye,

Yüksek notlar alsın diye,

Sınıf birincisi olsun diye,

Herkesten daha akıllı olsun diye,

Kurnaz, cin gibi uyanık olsun diye,

Ağzı laf yapsın, eli iş tutsun diye,

Kimseden aşağı kalmasın, herkese haddini bildirsin diye

sürekli iteklediğiniz, kışkırttığınız ve hırslandırdığınız çocuğunuzun;

sadece o konularla yetineceğini zannediyorsanız aldanıyorsunuz.

 

Çünkü onu, aynı dereceyi hem herkesle, hem de her konuda yakalaması için “şartlandırılmış” bulunuyorsunuz, ki buna başta ebeveyni olarak siz de dahilsiniz.

 

“Dahil olursak olalım, ne varmış bunda?”

derseniz çocuğunuzla “çatışmasız” gününüz olmaz.

 

Öyle ki onunla neden çatıştığınızın farkında bile olamazsınız.

Nasıl mı?

 

Şöyle açıklamaya çalışalım:

Çocuğunuz bu yüzden artık;

Kardeşiyle kuzu kuzu oyunlar oynayamaz,

Sizinle sükunet içinde etkinlik yapamaz,

Sofrada yemek yerken herkesle yarış halindedir.

Arkadaşlarıyla sokakta parkta top oynarken adeta sinir küpüdür.

Konuşması, yürümesi, yemesi içmesi, yazması okuması, genellikle “hırs” yüklüdür.

Ona ne derseniz deyin, ne yaparsanız yapın, her işi “önde” tamamlama telaşından onu kurtarmanız zordur.

Hemen hiçbir konuda yenilgiyi kabul etmek istemez. Sürekli inatlaşır…vs.

İşte, doğallığı insan eliyle bozulmuş böyle bir çocuğun en büyük eziyeti başta kendisinedir.

Çünkü hiçbir işten, oyundan, etkinlikten doyasıya keyif alamaz.

Sofrada da damak tadı oluşmaz ve sadece karın şişirmek için yer içer hale gelebilir.

Sonuç olarak;

Ailelerin çocuklarını “hırslandırdıkları” neredeyse tek konu “okul” konusudur.

Diğer yorucular peşine takılıp gelir.

 

Dr. Yaşar Kuru

Eğitici ve Bilgilendirici diğer yazılardan haberdar olmak için  facebook sayfamızı beğenmeyi unutmayın…

 


Send this to a friend