Çocukluğumuz birer birer eksiliyor…


O ‘Neşeli günler’ birer birer bitiyor…

Eksiliyor sanki içimizdeki masumiyet.

Çocukluğumuz ölüyor gibime geliyor.

Şuan bağıra bağıra ağlayasım  var.

Mahmut hocamız vefat etti…

Bilmem bir ben mi öyle hissettim.

Bir anda görünce kalbimde bir baskı hissettim.

Hâlbuki neyim ki benim, öyle değil mi?

Ama bir yakınım vefat etmiş de onu haber almışım ve sanki artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacakmış gibi geldi bir anda.

İstemsizce ağlama hissi.

Aslında çok da çekti Münir Özkul.

Çok acılar çekti senelerdir.

Kolay mı yatağa bağımlı yaşamak hem de kaç yıl.

13 yıl kadar.

Onun bu dünyadaki acıları dindi aslında.

Ama bana ne oluyorsa artık?..

Duyunca bir boşluk oluştu kalbimde.

Durdum durdum “Mekanı cennet olur İnşallah” dedim.

Yaşar ustamız, Mahmut hocamız, Turşucu Kasım’ımız…

Biz masumiyeti onlardan öğrendik sonra ne hikmetse kalmadı masumiyet.

Ailenin, çokluğun ne kadar güzel olduğunu, illâ zengin olunması gerekmediğini, parasız da mutlu olunabileceğini, sevginin aslında en önemli şey olduğunu onlardan öğrenmedik mi?

Bir de güdük Necmi vefat ettiğinde böyle içimde bir boşluk oluşmuştu.

Onda da çok üzülmüştüm, “İçimde bir şeyler eksildi sanki” demiştim.

Ama ne hikmetse Münir Özkul’u duyunca koca bir boşluk oldu.

Önce anlayamadım neden yani hepimizin sonu ölüm değil mi sanki ama bir şeyler koptu içimde.

Meğer çocukluğummuş.

Ondan ağır gelmiş bana.

Anında verdiğim tepki ‘aaa çocukluğum öldü’ oldu.

Ne acı…

O dönem bitmiş aslında sahicilik, kadirşinaslık, gerçek samimiyet, vefa…

O yüzden onlara duyulan özlem o yüzden gidişlerinin bizi böyle derinden etkilemesi.

Samimi değiliz galiba artık.

Galiba artık iyilik yapıp unutmuyoruz.

Galiba karşılıksız artık hiç bir şey yapmıyoruz.

Özlemlerimiz bunlara olabilir mi?

Kirlilikten bıraktığımızdan olabilir mi?

Artık onlar gibi olamayacağınız için mi acaba bize bu kadar dokunması?

Masum değiliz artık onlar gibi acaba içten içten bu mu yakıyor acaba canımızı.

Üzüldüğümüz aslında bunlar mı?

Bilemedim, olabilir sanki.

Artık gerçekten onlar gibi değiliz.

Ve artık gerçekten ne Mahmut hoca gibi bir hocamız gelecek, ne Yaşar ustamız gibi başı dik alnı pak haklı gururlu, dürüst, haksızlığa göz yummayan emekçilerimizin gelmeyecek korkusu mu acaba bizi yıkan…

Gelmeyecek artık böyle güzel insanlar korkusu mu acaba?

Bilemedim…

Kısacası “O güzel insanlar o güzel atlara binip gittiler. “

Ve benim çocukluğum, masumluğum da onlarla beraber gitti.

Çocukluğumuz öldü…

Nagihan Er

Aşağıdan diğer yazılarımıza göz atabilirsiniz…

———————-


Send this to a friend