Çocuğunuz onu demek istemiyor ki…


Annenin babanın çocuğa yaklaşım yöntemleri, çocuklarının ya onlara danışmasına, ya da onlardan habersiz işler yapmasına neden olur.

Bu konuyu, ebeveyn-çocuk arasında geçen aşağıdaki örnek konuşma ile açıklamaya çalışalım:

– Baba, bak bu resmi yaptım.

– Aaa, ne güzel olmuş.

– ???

 

– Anne, mutfağı düzenledim. Nasıl olmuş?

– Ooo, harika.

– ???

 

– Baba, güzel yazı ödevimi bitirdim. Yazım nasıl?

– Eveeet. Şahane. Ben bile bu kadar güzel yazamazdım.

– ???

 

– Anne, odamı toparladım. Bakar mısın, becermiş miyim?

– Gerçekten çok güzel olmuş. İşte bu.

– ???

[ads1]

– Anne, çamaşırların hepsini katladım. Güzel yapmış mıyım?

– Mükemmel olmuş. Nasıl becerdin?

– ???

 

– Baba, maçta beni nasıl buldun? İyi oynadım mı?

– Fırtına gibiydin. Herkesten üstün oynadın. Bundan iyisi olmaz.

-???

 

Çocuğunun yaptıklarına böylesine “düz” yankı veren ve onun yaptığı “her işini” mükemmel bulan bir anne baba;

çocuklarının yeteneklerini geliştiremez.

O bir yana, ona moral bile vermiş sayılmaz.

Çocuk sadece bir süreliğine sevinir, o kadar.

Ancak, yaptığının takdire şayan olmadığını için için bilmektedir.

[ads1]

Oysa;

Çocuğun, yapıp ettiklerinden dolayı annesinin babasının fikrini sorması;

onlardan “beğeni” almayı düşünmesi en son seçenektir.

O, yaptıklarında ne gibi acemiliklerinin olduğunu “öğrenmek” için onlara danışmakta, işini ebeveynine göstermektedir.

Çünkü çocuk biliyor ki, hiçbir işi bir yetişkin gibi mükemmel yapamaz.

Hele de annesi babası gibi.

Öyle olması için, annesinden babasından “eksiklerini” öğrenmeye çalışmaktadır.

 

Çocuk kendisine; “harika, çok güzel, mükemmel…” gibi karşılık veren annesinin babasının, onun eserleriyle “ilgilenmediklerini” düşünmeye başlar, bir yandan.

“Nasıl olur da ben her işimi böylesine kusursuz yapabilirim?” diye de kendi adına tatminsizlik yaşayabilir.

[ads1]

Hoş, annesi babası öyle demiş olsa bile;

bakalım öğretmeni ne diyecektir?

Ya, o beğenmezse…

Ya, arkadaşları ödevine gülerlerse…

Ya eve gelen misafir akrabası veya yabancı kimse odasını yeteri kadar beğenmezse…

 

İşte o zaman çocuk; yaptığı işlerdeki hatalarının “başkaları” tarafından bulunması karşısında moral bozukluğu yaşar.

Öte yandan, annesine babasına karşı da tepki geliştirir.

Onun işleriyle “gereği” gibi ilgilenmediklerine hükmeder.

Ebeveyninin, başkalarından daha düşük seviyede olduklarını düşünmeye başlayabilir.

Onların ya donanım açısından yetersiz olduklarını, ya da kendisiyle ilgilenmediklerini zanneder.

[ads1]

Ayni örnekler üzerinden gidersek, annenin babanın çocuklarına şöyle geri bildirimde bulunmalarının çok daha uygun olduğunu ve çocuklarının yeteneklerinin gelişimine çok daha güçlü katkı yapabileceklerini düşünebiliriz:

– Sence güzel olmuş mu?

– Bir daha bakar mısın?

– Birlikte inceleyelim mi?… dedikten sonra, aşağıdaki tarzda yorum yapılması çocuğu hem incitmez, hem de onun yeteneklerini geliştirir:

 

– Aferin oğlum… Şunu bir inceleyeyim bakalım… Resimde sanki, mavi rengi biraz koyu kullanmışsın…

– Eline sağlık kızım. Ancak, mutfak tezgahındaki bardaklar şurada olsa, tabaklar da biraz bu yana kaydırılmış olsa, çok daha iyi olacak gibi.

[ads1]

– Kaleme hakimiyetin çok güzel. Biraz dikkatli baktığımızda, güzel yazı ödevinde, şu harf gereğinden fazla yukarıya taşmış gibi, yoksa bana mı öyle geldi?

– Odandaki şu eşyalar şu köşede, şunlar da şurada dursa, acaba nasıl görünür? Deneyelim mi?

– Senden ileride çok iyi bir anne olur. Bunu görüyorum. Yalnız, eğer ayni renkte ve ayni boyda olanları üst üste koyarsak, kullanırken diğerlerini bozmamış oluruz.

– Gün günden iyi top çevirmeye başlıyorsun. İlerisi için çok ümit veriyorsun, bunu yakından gördüm. Şuna dikkat edersen…daha az enerji sarf edersin ve daha başarılı olursun, diye düşünüyorum.

 

Dr. Yaşar Kuru

Eğitici ve Bilgilendirici diğer yazılardan haberdar olmak için sayfamızı beğenmeyi unutmayın…

Sosyal Dünya

[ads1]


Send this to a friend